İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İslâm ile İman Arasındaki Fark

Sıklıkla yaşanan ve İslam dünyasındaki tartışma konuları listesinde hep var olan bir konuyu çözümlemeye çalışacağız.

İman ve İslam kavramları arasında fark var mıdır, varsa nedir?

Bunun cevabı, doğrudan nasıl bir hayat yaşamamız icab ettiğini şekillendirecek önemdedir. Ve bu fark anlaşılmadığından dolayı İslam’a ve Müslümanlara dönük çeşitli ithamlar ve suçlamalar yapılmaktadır.

Bu Hususta Ulemanın görüşü:

İslâm ve iman ilişkisi, klasik ulema arasında tartışma konusu olmuş:

Bazı âlimler: “İslâm ve iman birdir.” Bazıları ise: “İkisi ayrı ama biri olmadan diğerinin anlamı yoktur.” demişlerdir. Mesela eylemsiz iman boş, inançsız ibadet ise formaliteden öteye gitmez.

Yani farklı düşünceler var, ama maksat ikisinin de önemini ve birbirine bağlılığını anlamak.

Bediüzzaman, bu tartışmayı özel bir bakışla ele alıyor: O, ikisinin fonksiyonel farkına dikkat çekiyor. O fark da şudur:

İslâmiyet iltizamdır yani Hakka teslimiyet, taahhüd, bağlılık, tarafgirlik ve uymaktır. “Hakkın hükümlerine tarafgirlik” demektir. Kişi, Allah’ın emirlerini yapmayı ve uygulamayı kendine ilke edinir.

İman ise İza’n (tasdik, kavrayış) yani Hakkı kabul etmek ve kalben onaylamaktır.

Yani iman, bilmek ve tasdik etmekle ilgili; İslâmiyet, onu pratiğe dökmekle.

Misal: Dinsiz bir kişi Kur’an hükümlerine sıkı sıkıya bağlı olabilir, (ahlaklı bir davranış sergiler), “dinsiz bir Müslüman”.

Bazı gayrı Müslimlerin mesela zekat düsturunu toplumsal hayat için çok faydalı bulup uygulanması gerektiği görüşünü taşımaları gibi. Faydalı buluyor ama itikadı yok.

Bazı mü’minler Kur’an hükümlerine tarafgirlik göstermeyebilir, “Müslüman olmayan bir mü’min”.

İkisi de tek başına kurtuluş için yeterli değil: İmansız İslâmiyet kurtarmıyor. İslâmiyetsiz iman da kurtarmıyor. İmansız İslâmiyet sadece formalite hükmünde kalıyor, kurtuluş getirmez.

İslâmiyetsiz imanda ise kalpten tasdik var ama eylem yok, yine tek başına kurtuluş için yeterli değil. Yani iman ve İslâm eşittir kurtuluş, ikisi birbirini tamamlar.

İslâm, eylem ve teslimiyet; iman ise tasdik ve kalp ile kabuldür. İkisi birlikte olmalı ki insan kurtuluşa ersin. Bu örnekler, İslâm ile imanın ayrı kavramlar olduğunu, ama ikisinin birlikte olması gerektiğinigösteriyor.

Bu hususta Olması İcab Eden Yaklaşım

Meyve ve neticeleri göstermek… İman ve İslâmın meyveleri öylesine tatlı ve çekici ki, gören ve anlayan kişinin gönlünde tabii bir teslimiyet ve bağlılık oluşuyor.

Silsile ve zerrat gibi kuvvetli deliller… Akıl ve kalp ikna oluyor.

Yani sadece teorik bilgi vermek değil; kalbe ve akla hitap ederek güçlü bir şekilde teslimiyet ve tarafgirlik vesilesi olmak.

Netice:

İman kalbin tasdiki, İslâm ise eylemin teslimiyeti.

Birisi olmadan diğeri eksik kalır, kurtuluş mümkün olmaz.

Her iki yönün de meyveleri ve neticeleri öyle bir şekilde gösterilmeli ki, anlayan kişi ister istemez iman ve İslâmın hakikatiyle bütünleşsin.

Son cümle: iman ve İslâm sadece teori değil, aynı zamanda içsel bir teslimiyet ve tarafgirlik olarak da yaşanır.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir