Adaletin Hakikati ve Kaderin Hikmeti
Adalet, çoğu zaman zannedildiği gibi mutlak eşitlik değildir; adalet, herkese layık olanı vermektir. Her varlık, istidadı ve ihtiyacı ölçüsünde karşılık görür.
Kâinatta işleyen kader ise her şeyi hikmet ve adaletle yaratır.
İlk bakışta şer gibi görünen hadiseler, neticeleri itibariyle çoğu zaman hayırdır.
Bu noktada önemli bir hakikat şudur: Dünya nihai adaletin tecelli ettiği yer değildir; asıl adalet ahirette tam olarak ortaya çıkar.
Adalet iki boyutta anlaşılır:
Müsbet adalet: Herkesin hakkını almasıdır ve bu dünyada açıkça görülür.
Menfi adalet: Haksızlıkların cezalandırılmasıdır; bu ise dünyada kısmen, ahirette ise tam olarak tecelli eder.
Tarih boyunca helâk edilen kavimler (Âd ve Semud gibi) bu ilahî adaletin işaretleridir.
Dünya: İlâhî Bir İmtihan Meydanı
Dünya, insanın içindeki cevherin ortaya çıktığı bir imtihan sahnesidir.
Din, bu imtihanın rehberi olarak insana verilmiştir.
İlâhî emirlerin gayesi: İnsandaki yüksek ve alçak yönleri ayırmak, elmas ruhlarla kömür ruhları ortaya çıkarmaktır. Tıpkı ateşte madenlerin ayrışması gibi, hayatın imtihanları da insanın hakikatini açığa çıkarır.
Eğer hakikatler mecburi şekilde, açık ve kesin olarak gösterilseydi: İman mecburi olurdu. İrade ortadan kalkardı. İmtihanın anlamı kaybolurdu.
Bu yüzden Kur’ân, her şeyi zorlayıcı bir açıklıkla değil; işaretlerle, akla kapı açarak anlatır.
Böylece: İman bir tercih olur. İnsan kendi çabasıyla yükselir. Ve fark ortaya çıkar.
Aksi halde Ebû Cehil-i Lâin ile Ebû Bekir-i Sıddık, eşit görünür, aralarında bir fark kalmazdı.
Her Şeyde Hikmet ve Gizli Güzellik
Kur’ân’ın “Allah her şeyi en güzel şekilde yarattı”¨ hakikati, yaratılışta mutlak bir güzelliğe işaret eder.
Bu güzellik iki şekilde ortaya çıkar:
Hüsn-ü bizzat: Doğrudan güzel olan
Hüsn-ü bilgayr: Sonuçları itibariyle güzel olan
Hayatta çirkin gibi görünen pek çok şeyin arkasında gizli güzellikler vardır:
Yağmur ve çamur çiçeklerin doğuşuna vesiledir. Kışın zorluğu baharın hazırlığıdır. Hastalık ve sıkıntılar manevî gelişimin kapısıdır.
İnsan ise çoğu zaman dar bakışıyla: Sadece kendine bakan yönü görür. Umumi hikmeti fark edemez. Oysa: Dikenler tabiatı korur. Yırtıcılar dengeyi sağlar. Kar toprağı besler.
Demek ki şer gibi görünen şeyler, çoğu zaman büyük hayırların perdesidir.
Şerlerin ve Zorlukların Hikmeti
Kâinattaki her olayın çok yönlü neticeleri vardır ve bunların çoğu hayır ve rahmettir.
Bazen şer görünen durumlar: Belirli kişilere yönelik bir uyarı; daha büyük hayırlara vesile; yanlışların neticesi olabilir.
Önemli bir ölçü:
Küçük bir şerri kaldırmak için büyük hayırları iptal etmek, daha büyük bir şer olur.
Misal: Ateş yakıcıdır; ama sayısız faydası vardır. Elini ateşe sokan kişi, ateşi suçlayamaz.
Ayrıca insanın iç dünyası da algısını etkiler: Kalp karanlıksa, kâinat da karanlık görünür.
İman varsa, her şeyde rahmet ve hikmet görülür
Musibet ve Hastalıkların Rahmet Ciheti
Hayatta karşılaşılan her zorlukta bir nimet gizlidir.
Ey zorluk yaşayan insan! Sıkıntının içine dikkatle bak: İçinde bir fırsat, bir ders, bir kazanç mutlaka vardır.
Şu gerçek unutulmamalıdır: Şikâyet sıkıntıyı büyütür. Sabır ve şükür ise onu hafifletir.
İnsan zihni, odaklandığı şeyi büyütür. Daima olumsuza yönelen bir düşünce, zamanla hayatı da o yönde şekillendirir.
Bu yüzden: Daha büyük sıkıntıları düşün, elindekine şükret, küçük nimetleri fark et.
Masumların ve Mazlumların Çektiği Sıkıntılar
Çocuklar, engelliler ve masumların yaşadığı sıkıntılar: Büyük sevap kazandırır. Ahirette kat kat karşılık bulur. Bu bakış açısı önemlidir: “Bu musibet, ebedî hayatıma fayda sağlıyor ve bir nevi ibadet oluyor.”
Özellikle doğuştan gelen eksiklikler:
Bir imtihan, bir ibret vesilesi, büyük mükâfatların sebebidir. Adalet-i İlâhiye, dünyadaki en küçük sıkıntıyı bile karşılıksız bırakmaz.
Musibetlerin Gerçek Anlamı
Gerçek ölçü şudur: Asıl musibet, dine gelen musibettir.
Bunun dışındaki sıkıntılar çoğu zaman: İlâhî bir uyarı, günahlara kefaret, gafletten uyandırma vesilesidir.
Bazen Allah, kulunu yanlış yoldan çevirmek için: Küçük sıkıntılar verir, onu kendine yönlendirir. Bu, çobanın koyununu korumak için attığı taş gibidir.
Hastalıklar da bu çerçevede: Günahları döker. Kalbi yumuşatır. İnsanı ahirete hazırlar.
Nitekim Peygamber Efendimizin (s.a.v.) bildirdiği gibi: Hastalıklar, ağacın silkelenmesiyle dökülen meyveler gibi günahları döker.¨
Netice: İman Gözlüğüyle Hayata Bakmak
Bütün bu hakikatlerin özeti şudur: Dünya bir imtihandır. Her şey hikmet ve adaletle yaratılmıştır. Şer görünenlerin ardında hayır vardır. Musibetler çoğu zaman rahmettir. Asıl adalet ahirette tecelli eder. İnsan, olaylara hangi pencereden bakarsa, o manayı görür: Nefisle bakarsa karanlık, imanla bakarsa rahmet görür.
Sonunda kalp şu hakikati tasdik eder: “Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur; O Rahmândır, rahmeti her şeyi kuşatmıştır.”
¨ Secde Suresi: 32;7
¨ “Ermiş ağacı silkmekle nasıl meyveleri düşer; imanlı bir hastanın titremesi de öyle günahları silker.” Buharî, Merdâ: 1, 2, 13, 16; Müslim, Birr: 45; Dârimî, Rikâk: 57; Müsned, 1:371, 441, 2:303, 335, 3:4, 18, 38, 48, 61, 81.






İlk yorum yapan siz olun