İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Hastane Hoparlöründen Manevi Reçete

Bir hastanede görev yaparken, hastalara moral takviyesi olsun diye santralden yayın yaparak hoparlörler üzerinden ney dinletisi yapmayı teklif ettim başhekime. Kabul etti. Birkaç gün tatbik ettik. Çok da güzel oldu. Ama İslam ile ilintili her şeye karşı çıkan malum zihniyetin esiri bazı doktor ve hemşirelerin homurdanmaları başlayınca başhekim bu uygulamayı iptal etti.

Hastalara moral takviyesi bakımından harika bir tesiri olan Risale-i Nur Külliyatı’ndan “hastalar risalesi” adlı metnin, farklı formatlarda hastalara dinletilmesinin büyük faydaları olacağı kanaatindeyim. Belki daha ileri aşamalarda bütün hastanelerde aynen kabristanlarda olduğu gibi Kur’an dinletileri de mümkün olacaktır.

Şimdi bahsi geçen risaleden çıkarttığım bazı manaları, sade, samimi ve teselli edici bir dille, büyük bir hastanenin hoparlöründen tüm hastalara seslenilen bir “hasta terapisi” konuşması halinde sıralıyorum.

Bir hastanenin merkezi anons sisteminden, bütün odalara aynı anda yayılan bir ses gibi düşünelim…

 (Hoparlörden yumuşak, sakin, babacan bir ses tonuyla – sanki başhekim veya çok yakın bir dost konuşuyor)

Sevgili hasta kardeşlerim…

Burası sizin eviniz gibi, hepimiz aynı gemideyiz. Ben bugün size doktorların yazdığı hapları değil, kalbe iyi gelen, ruha şifa olan bir manevi reçete okuyacağım. Her biriniz farklı rahatsızlıkta olabilirsiniz: kimi yeni ameliyattan çıkmış, kimi yıllardır ağrıyla yaşıyor, kimi yatağa bağımlı, kimi de sadece yorgun düşmüş… Hepinize sesleniyorum: “Ey hasta kardeş, bak dinle…”

Ey merakla, endişeyle dolu hasta! Hastalığın sana dert değil, aslında bir ilaç olduğunu bil. Vücudun biraz mola verdi, fazla koşturmasın diye Yüce Rabbimiz sana “Dur” dedi. O duruşta bile nice hayır saklı.

Ey sabırsız, yerinde duramayan hasta! Sabret, hatta şükretmeye çalış. Normalde bir günde yaptığın ibadetleri şimdi hastalıkla bir saatte yapabilirsin. Yatakta yatarken bile “Allah’ım” demek, başını yastığa koyup tevekkül etmek bile namaz gibi sevap yazılıyor.

Ey hastalığı “neden ben?” diye sorgulayan kardeş! Hastalık bazen senin günahlarına kefaret olur, temizler. Ateşin günahları yakar, geriye nur kalır. Düşünsene, cennete daha temiz gireceksin.

Ey ömrünün kısaldığını düşünen hasta! Tam tersi… Hastalık ömrünü uzatır gibi olur. Çünkü her acı çektiğin dakika ibadet hükmüne geçer, normal hayatta o kadar dakikayı böyle değerlendiremezdin.

Ey ibadet yapamıyorum diye üzülen hasta! Senin şu haline razı olman bile en büyük ibadet. Namaz kılmak zor geliyorsa “Allah’ım kabul et” demek, niyet etmek yeter. Rabbim niyeti kabul eder.

Ey korku ve telaş içinde olan hasta! Ölümden korkma. Ölüm senin için karanlık bir kapı değil, aydınlık bir bahçeye açılan kapı. Hastalık o kapıyı aralıyor, hazırlık yaptırıyor.

Ey hastalığı “cezadır” sanan kardeş! Hayır, çoğu zaman imtihan, şefkat tokadı, terbiye vesilesi… Allah seni sevdiği için ilgileniyor, unutmamış seni.

Ey müzmin (kronik) ağrısı olan hasta! Senin sabrınla kazandığın sevap, sıhhatli insanların yıllarca namaz kılmasından daha büyük olabilir. Sabırla şükür birleşince paha biçilmez oluyor.

Ey hasta çocuğu olan anne-baba! Çocuğunuzun hastalığı sizi üzüyor ama o masum yavru melek gibi sevap kazanıyor. Siz de onunla beraber cennete bilet alıyorsunuz. Biraz sabır, biraz dua…

Ey refakatçi, hasta yakını! Senin çektiğin çile de boşa gitmiyor. Hasta için yaptığın her hizmet sadaka-i cariye gibi sevap yazılıyor.

Ey gözü görmeyen, kulağı duymayan, eli ayağı tutmayan hasta! Senin organların yerine iman nurun çalışıyor. Cennette o noksanların bin kat fazlası sana verilecek, eksik kalmayacaksın.

Ey vesveseyle “ya daha kötü olursa” diye düşünen hasta! O vesvese şeytandandır. Sen “Hasbunallah ve ni’mel vekîl” de, gerisini Allah’a bırak. O en güzelini yapar.

Ey şükretmeyi unutan hasta! Şükür kapısı kapanmasın. “Elhamdülillah” diyebildiğin an şifa hızlanır, gönlün ferahlar.

Ey imanını derinleştirmek isteyen hasta! Hastalık en güzel fırsat. Dünyaya bağın azalır, ahirete yönelirsin. İman ilacı en güçlü tiryaktır.

Ey yatan, ey acı çeken, ey gözyaşı döken kardeşlerim! Hastalık bir ceza değil, bir hediye paketi… İçinde sabır sevabı, günah affı, cennet bileti, Allah’ın özel ilgisi var. Şekvâ etme (şikâyet etme), şükretmeye çalış. Duân makbuldür, hastanın duâsı Allah’ın kabul ettiği dualardandır.

Şimdi hep beraber diyelim: “Allah’ım, bize sabır ve şükür ver. Hastalığımızı sevaba, acımızı rahmete çevir. Bizi razı olduğun kullarından eyle. Âmin.”

Geçmiş olsun sevgili kardeşlerim… Rabbim şifa versin, gönlünüze ferahlık indirsin. (Hoparlör kapanır)

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir