Diyorlar ki “gençler ateizme ve deizme kayıyor”.
Bu kaygıyı ve inançsızlığı doğuran diğer meseleleri başlıklar halinde sebepleriyle ele aldığımızda insanın şirke, küfre, ilhada, dalâlete düşmesinin tesadüf değil, belli ruhi, aklî ve nefsî sebeplerin bir neticesi olduğunu görüyoruz. İslam dairesi içindekilerin sapmalarını da dâhil ederek geniş dairedeki bütün gayrı İslami duruşları hesaba katarak -şeytani örgüt, komite ve şahısların bu husustaki müdahalelerini konu dışında bırakıp- meselenin fikir planında nasıl göründüğünü ana başlıklar hâlinde kısmen anlatmaya çalışalım.
* En Temel Sebep Nefsin Rubûbiyet Davasıdır. “Nefs, kendisini serbest ister; rubûbiyet davasında bulunur.” Yani: İnsan hesap vermek istemez; Emir–yasak ağır gelir; “Ben bilirim, ben yaparım” demek ister. Şirk ve küfrün çekirdeği burasıdır. Allah’ı inkâr etmek çoğu zaman aklî değil, nefsî bir tercihtir.
* Gaflet, yani dünyaya dalmak. Allah’ı, dini, imanı sürekli gündem dışı bırakmak. Gaflet hakikati yok etmez ama üstünü örter. Gaflet, dalâletin zeminidir. Dünya, mal, makam, şehvet, eğlence içinde boğulan insan ölümü unutur, hesabı unutur, Allah’ı uzakta zanneder
* İman-ı Taklidîde Kalmak. Çok kritik bir ayrım vardır: Taklidî iman: “Öyle duydum”; Tahkikî iman: “Anladım, delilini gördüm”. Bu zamanda iman, taklitle muhafaza edilmez. İmanı derinleşmeyen insan şüpheye düşer, felsefî itirazlara dayanamaz, küfre savrulabilir
* Aklın Yanlış Kullanımı (Felsefî Sapma). Akla karşı değiliz ama şu kadarını da söylemeliyiz: “Sırf akla dayanan felsefe, insanı dalâlete atar.” Sebep: Aklı vahiyden koparırsan; sebepleri ilah yerine koyarsan; maddeyi mutlak sanırsan, bu ilhadın, materyalizmin, pozitivizmin kapısını açar.
* Enaniyet (Benlik Putu). “Ene” meselesi çok önemlidir. Mesela sahiplik hissi bize verilmeseydi Rabbimizin Malik ismini asla anlayamazdık. Ene: metre ve kilo gibi varsayılan birim ölçüsü yani ölçü aleti olmalıydı ama put hâline getirildi. Sonuç: Kendini merkez sanmak, hakikati kendine uydurmak, “Benim aklım yetmiyorsa yoktur” demek. Ene büyüdükçe Allah küçülür zannı oluşur.
* Günaha Girip İmanı Susturma. “Günah, küfre giden bir yoldur.” Sebep: Günah vicdanı rahatsız eder, Vicdan susmaz, insan çözüm olarak inkârı seçer. Yani bazen: Küfür → günah değil; günah → küfür doğurur
* Kibir ve Teslim Olmamak. İblis örneği boşuna anlatılmaz. “Secde et” denildi, Akıl yürüttü, kibir yaptı. Birçok inkârcı, delil yokluğundan değil, boyun eğmemekten inkâr eder
* Yanlış Din Temsili. Dini yanlış anlatmak, Sertlik, cehalet, taassup, insanı dinden soğutur, küfre iter. İnsan bazen Allah’ı değil, onu yanlış temsil edenleri reddeder.
Özet, tek cümlelik teşhis: Küfür aklın değil, nefsin isyanıdır. Dalâlet cehaletten çok, gaflet ve enaniyetten doğar.
İnsan bir günah işlediğinde kendisini gören meleklerin ve ceza göreceği ahiretin olmamasını ister. Bu rahatsızlık, istek ve temenninin önüne mesela melaikenin ya da ahretin olmadığına dair ufacık bir delil çıksa ona büyük bir hüccet gibi sarılır. Biliyorsunuz delilin kuvvetli hali bürhan, bürhanın da asla karşı çıkılamayacak derecede keskin ve kat’i haline de hüccet denilir. Mesela, kendisi veya ailesinden birisi örtünme konusunda gevşek bir yaşantı sahibi veya sefâhet denilen yasak zevk ve eğlencelere dalmış, bunların tiryakisi haline gelmiş. Bu yaşantı şekline mâni olan şer’i emirleri yapamıyor. Vicdanın rahatsızlığını ya da toplum içerisindeki ezikliğini baskılamak ve kendisine bir bahane bulmak ister ve en kolay yol olan inkâra meyleder.
Bazı başlıklarla sebep, misal/temsil, verilmek istenen ders şeklinde anlatmaya çalışalım.
* Günah → İnkâr Mekanizması. “Günahkâr bir adam, cehennemin varlığını istemez; inkâr ile kendini teselli eder.” Yani: Günah işleyen insan, meleklerin her şeyi kaydedip yazdığını, hesab zamanının geleceğini, ahiretin varlığını ruhen istemez. “Beni gören melek olmasın, ceza olmasın.” İnkâr burada aklî değil, psikolojik savunmadır.
* İçki içen bir insan: “Sarhoşluk kötüdür” diyen akla düşman olur, çünkü günahına engel oluyor. Sonuç: Akla değil, Hakka değil, engel olana düşmanlık.
* Hasta ve– Doktor misali… Doktor hastaya “Bu yemeği yeme” der. Hasta kızar. Sebep: Hastalık değil, Nefis. Günahkâr insan İlâhî emirleri doktor” gibi görmez, Zindan gibi görür.
* Zindandaki Mahkûm Misali. Zindanda olan biri idam ihtimalini düşünmek istemez, “Yoktur” demeyi tercih eder. Ahireti inkâr eden: İdamdan kaçan mahkûm gibidir, hakikatten değil, korkudan inkâr eder.
* Firavun Tipi İnsan. Firavun: Allah’ı bilmiyor değildi, Rubûbiyetine ortak istemedi. “Firavunların küfrü cehaletten değil, kibirdendir.”
* Ayna Misali (Ene Bahsi). Ayna güneşi yansıtmalıydı… Ama “Ben ışık veriyorum” derse… Ene: Allah’ı gösteren ölçü olmalıydı… Kendini mutlak sanınca şirk doğar.
* Sarhoş Adam ve Güneş Misali. Sarhoş adam: Güneşi inkâr eder, “Yok” der. Ama: Güneş gitmemiştir, Adamın şuuru gitmiştir. Küfür: Hakikatin yokluğu değil, Şuurun perdelenmesidir.
* Dünya Sarayı Temsili. Saray var, Sahibi var, hizmetkârlar var, senin de bu sarayda vazifelerin var. Ama biri der ki: “Bu saray sahipsizdir.” Bu inkâr delilden değil sorumluluktan kaçıştır.
“Günah işleyen, meleklerin ve ahiretin olmamasını ister.” Diğer bir ifadeyle “Günah, imanı susturur; inkâr ile kendini aldatır.”
Küfür çoğu zaman istek inkârıdır. Günah → rahatsızlık → inkâr… Ene büyür → Allah küçülür zannı… Akıl bahane olur, karar nefstendir.
Şimdi meseleyi Kur’an hakikatleri + modern psikoloji + günümüz ateizmi üçgeninde biraz daha açmaya çalışalım.
* “Bilinçaltı İnkâr” Mekanizması. İnsan bazen inkârı inanmadığı için değil, inanmak istemediği için seçer. Psikolojik karşılığı: Cognitive Dissonance (bilişsel çelişki): Hayvansever olduğunu söyleyen birisinin evindeki köpeğini başka hayvanların etleri ile beslemesi çelişkisi gibi. İnsan yaptığı şeyle inancı çelişince: Ya günahı bırakır, ya inancı budar. Günümüzde çoğu kişi ikinci yolu seçiyor.
* Günah → Normalleştirme → İnkâr Zinciri. Süreç: Günah; → Vicdan sızısı; → Hakikate düşmanlık; → İnkâr / şüphe üretme. “Günah kalbi bozar, aklı susturur.” Modern dilde: psikolojik savunma mekanizması; rasyonalizasyon; Bahane üretimi. O yüzden: “Ben ateistim” diyen herkes felsefe yapmış olmaz; çoğu psikoloji yapar.
* Günümüz Ateizminin 3 Ana Damarı.
A) Hazcı Ateizm. Hayat = zevk. Hesap = tehdit. Ahiret = keyif bozucu. Net ifade: “Cehennemi isteyen yok; inkâr eden çok.”
B) Kibir Merkezli Ateizm. Firavun tipi: Allah’ı inkâr etmiyor aslında, otoriteyi inkâr ediyor. Modern karşılığı: “Kimse bana karışamaz”, “Ben kendime yeterim”
C) Yüzeysel Bilimci Ateizm. Sebepleri ilah yapma- Kanunu fail zannetme. Halbuki: “Sebep bir perdedir; icad edemez.”
* “Bilimle Çözdük” Zannı. Temsil: Harf kâtibi yazıyor, “Bu harfler kendi kendine oldu” diyorlar. Bugünkü karşılığı: Evrimi yaratıcı yerine koymak. Sünnetullah dediğimiz Fizik kanununu fail zannetmek. Oysa ki: “Kanun iradesizdir, ilimsizdir, kudretsizdir.”
* Modern İnsanın “Ben Özgürüm” Aldatmacası. Temsil: Serbest bırakılmış ama her yerde kamera olan adam. Günümüz: Devlet izler → sorun yok ama Allah görür → rahatsızlık var. Sebep: Hesapsız özgürlük arzusu
* Ateistlerin En Zayıf Yeri. “Ölüm inkâr edilemez.” Ateizm hayatı açıklamaya çalışır, Ama ölüm karşısında susar. O yüzden: Genç ateist → neşeli; Yaşlı ateist → sessiz; Mezarlık → konuşmayan ama galip delildir.
* Final Teşhis: “Küfür, cehaletten değil; çoğu zaman ahlâkî isyandan doğar.” Bu laf bugünü tarif eder. Özetle: Ateizm çoğu zaman fikir değil kaçıştır. Günah aklı kullanır, kalbi susturur. Bilim bahane olur, mesele itaattir. Asıl savaş delille değil, nefisledir
Bütün bunlar harmanlandıktan sonra anlaşılıyor ki, yapılması gereken; kimseyi ezmeden, akla kapı açarak, kalbi susturmadan, imanı kurtarmak.





İlk yorum yapan siz olun