İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kadere İman Eden, Kederden Kurtulur

Cenâb-ı Hak bazen insanın gözünü, ayağını, herhangi bir uzvunu alır; onun karşılığında âhirette pek çok şey verir.

O uzvunu almakla o kimseye aczini, zaafını, fakrını hissettirir.

Kalbini Kendisine çevirtip, o insanın duygularına inkişaf verirse, çok az bir şey almakla, pek çok şey vermiş olur.

İnsan kendisini yokluktan varlık âlemine getiren bir sultanın gönlünden kopan hediyelerin azlığı çokluğu üzerinde hak iddia edemez.

O sultanın kendisine verdiği hediyelerden mesela bir kol unsuruna, “Neden bana da, diğerlerine verdiğin gibi çift kol vermedin ?” serzenişinde bulunamaz.

Çünkü kendisi mülkün sahibi olmadığı gibi, verilen hediyeleri hak ediyor da, o sebeple hediye veriliyor da değildir.

Üstelik her şey o insanın âlemi ile sınırlı olmadığından, burada 1 veren sultan, başka bir zaman ve mekânda, başka bir âlemde 1’e 1000 de verir.

O halde, cömertliğinden hediyeler dağıtan sultanı ittiham etmek yerine, her verdiğine mümkün olduğunca teşekkürler arz etmek sultanın da hoşuna gider ve iltifatının devamına da vesile olur.

Çünkü şükür, nimeti ziyadeleştirir.

Kezâ bu hal, mecazî aşk olarak vasıflandırılan dünyevî aşklarda da câridir.

Bu hususta da insanın gönlüne atılan ve resmîleşen kısmetine kanaat ile; gönlünün yeni haberdar olduğu ve başkasının kısmet kapanına takılan, şiddetle arzuladığı sevgili adayına karşı sabır ile mükelleftir.

Aksi ise, ya ızdıraplar kuyusudur, ya da önü, arkası, altı, üstü, sağı ve solu ile altı yönü de günahlarla dolu bir bilinmezliktir.

Böyle düz bir çizgi farz edelim. 

Çizgi zamanı sembolize ediyor.

Ortada bulunduğumuz yer ise şimdiki zaman.

Çizginin bir tarafı geçmiş diğer tarafı da gelecek zaman.

Biz ilk pozisyonda sadece şimdiki zamanı görebiliyoruz.

İkinciye geçelim ve yukarı doğru olabildiğince yükselelim…

Yükselme sonrası göreceğiz ki geçmiş de gelecek de aynı şimdiki zaman gibi önümüzde.

Ne kadar yükselirsek çizginin bütününü o derece görebiliriz.

Kader de bu misaldeki gibi, çizginin bütününe bakar.

Biz sadece gözlem alanımıza göre bir fikir sahibi oluyor, sadece bize bakan kısmı kavrayabiliyoruz.

Kader ise bütüne bakıyor.

Bu sebeple halka halka dizilenin gözlemlediğimiz ŞER manası taşıyan parçalarına takılmamalı, akıbet veya neticeye nazar etmeliyiz.

Hak her zaman galiptir hükmü de o halka halka gelenlerin sonucunun ifadesidir.

Bir de, Risale-i Nur’da geçen ve kitaplar dolusu mana barındıran şu cümle kadere bakışımızda yardımcımız olabilir:

“Evet, kainattaki her şey, her hadise, ya bizzat güzeldir, ona hüsn-ü bizzat denilir; veya neticeleri cihetiyle güzeldir ki ona hüsn-ü bilgayr denilir. Bir kısım hadiseler var ki, zahiri çirkin, müşevveştir. Fakat o zahiri perde altında gayet parlak güzellikler ve intizamlar var.”

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir