Bu yazımızın konusu:kaderin adalet boyutu, insanın cüz-i ihtiyarîsi ve sorumluluğu, hayır-şer dengesi ve kötülüğün kaynağı meselesidir.
İnsan ve Sorumluluk
İnsan, yaptığı kötülüklerden (seyyiât) tamamen sorumludur çünkü onları isteyen kendisidir.
Kötülükler yıkıcıdır; küçük bir fiil büyük zararlara yol açabilir (bir kibritle ev yakmak gibi).
İyiliklerde (hasenat) ise insanın payı çok azdır; asıl kaynak Allah’ın rahmeti ve kudretidir.
İnsan iyiliğe; dua, iman, şuur ve rıza ile sahip olur.
Kötülüğün Kaynağı ve Allah’ın Yaratması
Kötülüğü isteyen insanın nefsidir (istek veya tercih ile). Ancak kötülüğü yaratan yine Allah’tır; fakat bu yaratış genel hayırlar ve hikmetler ihtiva eder. Bu sebeple: Kötülüğü istemek (kesb-i şer) kötüdür. Kötülüğün yaratılması (halk-ı şer) ise, neticeleri itibarıyla hayırdır.
Hayır-Şer Dengesi
Hayatın içerisinde küçük bir kötülükle birlikte büyük hayırlar bulunur. Küçük bir zarar yüzünden büyük hayrı terk etmek daha büyük kötülük olur. Bu yüzden Allah’ın yaratmasında gerçek anlamda çirkinlik yoktur; kötülük insanın tercihinden doğar.
Kader ve Adalet
İlâhî kader, neticeler ve gerçek sebepler açısından tamamen adildir. İnsanlar olayların sadece görünen sebeplerine bakarak yanlış hüküm verebilir. Misal: Bir kişi hırsızlıktan ceza alır ama aslında gizli bir cinayeti vardır. İnsan hâkimi zulmetmiş olabilir. Ama kader, gerçek sebebe göre hükmettiği için adildir.
Cüz-i İhtiyarî ve Büyük Neticeler
İnsan iradesi (cüz-i ihtiyarî) küçük olsa da büyük neticelere yol açabilir. Çünkü kötülükler “yok etme ve bozma” türündendir. Küçük bir ihmal bile büyük yıkımlar doğurabilir (geminin batması örneği gibi).
Küfür ve İsyanın Büyüklüğü
Küfür, sadece bir günah değil; kâinatın anlamını inkâr; Allah’ın birliğini gösteren delilleri reddetme anlamına gelir. Bu yüzden büyük bir suç sayılır ve ağır sonuçları olması adalet gereğidir.
Müminin Allah’a Muhtaçlığı
Kötülük yapmak kolay, iyiliği korumak zordur. Bir evi yıkmak kolay, korumak zordur misalinde olduğu gibi. Bu yüzden müminler, kötülüklere karşı Allah’ın yardımına muhtaçtır.
Kader Anlayışında Doğru ve Yanlış Tutum
Doğru tutum (ehl-i iman): Her şeyi Allah’tan bilir. Mesuliyeti kendine alır. İyilikte şükreder, kötülükte nefsini suçlar. Musibetlerde sabreder.
Yanlış tutum (ehl-i gaflet): Her şeyi sebeplere bağlar. İyiliği kendine, hatayı kadere yükler. Bu yaklaşım, mesuliyetten kaçmak için bir nefs oyunudur.
Netice: İnsan, kötülükleri seçtiği için mesuldür. Allah’ın yaratması ise her durumda hikmetli ve adildir. Kader, sorumluluktan kaçmak için değil; şükür, sabır ve kulluk bilinci için anlaşılmalıdır.






İlk yorum yapan siz olun